FMF TEDAVİ

FMF
Klinik bulgular
    FMF spontan ve kendiliğinden oluşan tekrarlayıcı ateş ve serozal yüzey  inflamasyonu ile giden bir hastalıktır. Otozomal resesif geçişli bir hastalıktır. Genel olarak en çok Yahudiler, Ermeniler, Türkler, kuzey Afrikalılar, Araplar, Yunanlılar ve italyanlarda görülür.
    Genellikle ilk atak on yaş civarında görülmekle birlikte vakaların %90 ında ilik atak 20 yaş altında görülür. Tipik bulgular tekrarlayan ateş, bir yada birden fazla seröz alanın iltihabı (peri ton- karın ağrısı, eklem- artrit gibi) ve bu bölgelerde ağrılar olarak söylenebilir. Ataklar bir ila 3 gün sürebilir. Sonra yavaşça kendiliğinden geçer. Ataklar arasında hasta tamamen normaldir. Ateş ve ağrı başladığında kısa sürede zirve yapar. Bazı faktörler atakları tetiklediği düşünülse de kesin olarak kabul edilmiş değildirler.
    Soğuk, stres, mensturasyon, şiddetli egzersiz bunlardan bazılarıdır. İlginç olarak gebeliğin ikinci yarısında hormonal değişikliklerden dolayı ataklar azalmakta veya sönmektedir.

Peritonit
    Hastaların %90 dan fazlası karın ağrısı şikayeti gösterir. Başlangıçta bölgesel olsada daha sonra tüm karnı tutar. Hassasiyet, karında  sertlik, adinamik ileus görülebilir. Bu bulgular akut cerrahi karınla çok fazla karıştığından birçok vaka acil cerrahi müdahale geçirir ve bu esnada iltihaplandığı zannedilen appendix sıklıkla alınır.
    Geçirilen peritonit atakları, karın içinde yapışıklıklara neden olarak ince barsak tıkanmalarına neden olabilir. Benzer yapışıklıklar bayanlarda kısırlığa neden olabilir.


plevrit
    Ataklar plevrayı tuttuğunda, nefes alırken göğüs ağrıları olabilir. Göğüs ağırlıları genelde tek taraflı olur. Peritonit de olduğu gibi bu ağrılarda bir ila 3 gün sürer.

Sinovit
    Artrit de bu hastalığın sık bulgularından bir tanesidir. Düzeyi afrikalılarda daha çok görülür. Bir veya birkaç eklemi tutar. En çok etkilenen eklemler şunlardır:Diz, ayak bileği, kalça, el bileği sıklık sırasıyla görülür. Hastalar nadiren, ateşli eklem romatizması (ARF) hastalığında olduğu gibi gezici tipte artritler gösterebilir. Ataklar  esnasında eklem sıvısında artış görülür.

   FMF hastalığında artrit diğer yakınmalardan ayrı bir şekilde görülebilir. Birkaç hafta veya bir kaç ay sürebilir. Sinovit genellikle hasar bırakmadan tamamen düzelir. Nadir vakalarda kalıcı şekil bozukluğu, fonksiyonel kısıtlılık, osteoporoz ve aseptik nekroz görülebilir.

Erizipel benzeri cilt lezyonları

Doğu Akdeniz havzasındaki hastalarda daha çok görülür gelinlikle bacak ayak bileği çevresinde cilt en kabarık kızarak ve ağrılı lezyonlardır. Antibiyotik gerekmez, iyileşme tamdır. Çocuklarda FMF in ilk bulgusu olabilir. Görünüm olarak akut enfeksiyöz küpselülite benzeyebilir.

Diğer bulgular

  • Pericardit
  • Vaskülitler, PAN, Heneoch-Schonlein purpura


Laboratuvar

AKUT atak esnasında beyaz küre yükselir ve nötrofil hakimiyeti vardır. Diğer AKUT faz reaktanları, sedimantasyon, beta-2 mikroglobulin, crp, SAA (serum amiloid protein) ve fibrinojen de kanda yükselir. Ataklar arası dönemlerde idrarda açıklanamayan proteinüri  renal amiloidozu düşündürmelidir.

Uzun vade komplikasyonlar

Sekonder amiloidoz (AA)

Bu komplikasyon daha çok tedavisiz kalmış olan vakalarda görülmektedir. Kolçisin tedavisinden önce Türk hastaların %60 ında, sephardik Yahudilerin %30 unda görülmekte idi. Amiloidoz, hala Türklerde ve Ermenilerde önemli bir sorundur. Amiloidoz gelişmesindeki risk faktörleri, tanıda gecikme, kolçisin bulamama ve tedaviye uyumsuzluk olarak sayılabilir.

FMF e bağlı amiloidoz da var olan amiloid tipi Amyloid A  (AA) dır. Bu protein, atak sırasında oldukça yüksek miktarlarda kanda görülen serum amiloid A proteininden türemektedir. Amiloid depolanması sadece ataklar sırasındaki serum amiloid protein A proteininden mi üremektedir yoksa altta başka yatan genetik faktörler de varmıdır tam olarak bilinmemektedir.

Genetik faktörleri destekleyen bulgular vardır. FMF tip II olarakta adlandırılan formda, daha önce klinik olarak belirgin ataklar geçirmeyen hastalarda da amiloidoz geliştiği görülmüştür. En sık görülen FMF gen mutasyonlarından V726A ya kıyasla M694V mutasyonunda artrit ve amiloidoz daha sık görülür. Bu yüzden başka modifiye edici proteinlerden şüphelenilmektedir. Amiloid depolanması, böbrek, karaciğer, dalak ve gastrointestinal sistemde görülür. Renal amiloidoz, FMF de en korkulacak komplikasyondur. Sinsice başlar, önce proteinüri daha sonra nefrotik sendrom ve en sonunda böbrek yetmezliğine sonlanır. Proteinüri geliştikten sonra, son dönem böbrek yetmezliğine gidiş iki ila on üç yılı bulabilir. Gastrointestinal sistem tutulumunda malabsorbsiyon görülebilir. Amiloidoz varlığı patolojik olarak rektal biyopsi veya kemik iliği biyopsisinde gösterilir. Öte yandan kolçisin ile kontrol altına alınamayan proteinüri renal amiloidoz lehine alınabilir.

 
Tanı

Fmf geni 1997 de bulunmuştur, bu tarihten sonra genetik olarak test yapmak mümkün olmuştur. MEFV geni olarak adlandırılan fmf geni değişik mutasyonlar sonucunda hastalık oluşturmaktadır. Bununla birlikte Vakaların % 40 ına yakınında genetik mutasyon tespit edilememektedir. Bu günümüzde birden çok mutasyon tespit edilmiş ve bunlar ticari olarak bakılır hale gelmiştir.

Günümüzde FMF için var olan genetik testler tüm mutasyonları içermediğinden, tek başına genetik testlere dayalı olarak tanı konulmaz, klinik bulgular ve diğer tanıların ayırt edilmesi hala tanı açısından çok önemlidir.
FMF tanı kriterleri:

major bulgular
Aralıklı ateş atakları
Beraberinde karın ağrısı, plevrit ve seozit bulgularının olması
Başka bir sebebin olmaması

Yukarıdaki bulgulara, aşağıdakiler eşlik edebilir.
Amiloidoz
Pozitif aile öyküsü
Akdeniz havzasında yaşayanlar
Kolçisin tedavisine cevap

Ayırıcı tanı
Cerrahili aciller-appandisit,intussusapsiyon, perfore peptik ülser
herediter angioödem
akut intermitan porfiri
relapsing pankreatit
SLE ve vaskülit
Hipertrigliseridemi
Abdominal epilepsi ve abdominal migren

Tedavi


Tedavide amaç

  • Atakları engellemek
  • Amiloidoz gelişmesini engellemek


Atakları engellemekte başarısı kabul edilen tek ilaç kolçisin dir. Kolçisinin bu etkileri ilk defa 1972 yılında keşfedildi. Kolçisin, FMF e bağlı atakların sıklığını, şiddetini azaltmakta oldukça etkilidir. Günlük dozu 1-3 mg dır. Artritik ataklarda etkisi daha zayıftır.  Çok nadir hasta ilaca dirençli olabilir. Bu durumda, özellikle ayrıca tanıda yeralan diğer hastalıklar tekrar gözden geçirilmelidir. İlacı en ağızdan alındıktan sonra gastrointestinal sistemden emilimi kişiden kişiye değişebilir. Bazı çalışmalarda, kolçisin tedavisine cevap vermeyen hastaların kanında, kolçisin düzeyinin düşük olduğu görülmüştür. Ayrıca kandaki düzeyden ziyade lökositlerdeki düzeyin daha önemli olabileceği ifade dilmektedir.
İlaca dirençli vakalarda, İV kolçisin ve interferon alfa denenmiş ve başarılı sonuçlar bildirilmiştir. Ancak denemeler kısa süreli zamanlar içindir, daha uzun çalışmalar bildirilmemiştir.

FMF genetik bir hastalık olduğu için bu hastalığımızın tedavisi sadece colchium dispert yada kolsin kullanımıdır.Ömür boyu sürecek olan bu hastalıgımıza alışmak ve onunla arkadaş olarak yaşamak bizlerin bu sıkıntılı dönemlerini biraz olsun rahatlatacaktır.Kendimizi tanımalı ve doktorlara bu hastalığımızı çekinmeden anlatmamız gerekir.Çünkü bu hastalıkda yanlış tedavi olarak apandisit ameliyatı veyahut başka ameliyatlar geçirmiş nice arkadaşlarımız bulunmaktadır.Doktorlarımız bunun ayrımını nedendir bilinmez yapamamaktadırlar.

Yorum Yaz